Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
CEVAHİR: AİLE KURUMU YIKILIRSA TOPLUMUN GELECEĞİDE YOK OLUR
Gündem
2018-08-08 05:55

CEVAHİR: AİLE KURUMU YIKILIRSA TOPLUMUN GELECEĞİDE YOK OLUR

İlahiyatçı Mürşit Cevahir 6284 sayılı kanun hakkında gazetemiz Metropol’e özel açıklamalarda bulundu. Cevahir, 6284 sayılı kanunun acil olarak değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Aile içi şiddeti ve kadın cinayetlerini daha da çok körüklediği istatistiki verilerle tescillenen 6284 sayılı kanunun inanç değeri başta olmak üzere bu toplumun hiçbir değeri ile uyuşmadığını söyledi.

6284 sayılı kanun kadını, aileyi koruma adına çıkartılmıştır ama bu kanun aileyi dağıtıyor, aileyi perişan ediyor. Bundan dolayı bu şekilde ayrılan ailelerde birçok erkek şiddete başvuruyor. Boşanmalar, cinayetler daha çok artıyor. Sonuç itibariyle de aileyi koruma kanunu, aileyi bozan bir kanuna dönüyor. Bundan dolayı bu kanunun en kısa zamanda düzeltilmesi gerekiyor.”çağrısında bulundu. Aileyi Koruma ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 Sayılı Kanun”un aile kurumunu korumadığını aksine yıktığına dikkat çeken ilahiyatçılar, söz konusu kanunun bir an önce değiştirilmesi gerektiği çağrısında bulunuyor. 

HOCAM BU KANUN AİLE 
MÜESSESESİNİ NASIL ETKİLİYOR

Yürürlüğe girdiği 2012 yılından bu yana kadına şiddeti önleyemeyerek daha hazin vakaların meydana gelmesine yol açan 6284 sayılı kanunun değiştirilmesi isteniyor. Yürürlüğe girdiği günden beri sürekli tartışmalara neden olan 6284 sayılı "Aileyi Koruma Kanunu”nun aile kurumunun altına bırakılan bir dinamit. 6284 sayılı kanunun acil olarak değiştirilmesi gerekiyor. Aile içi şiddeti ve kadın cinayetlerini daha da çok körüklediği istatistiki verilerle tescillenen 6284 sayılı kanunun inanç değeri başta olmak üzere bu toplumun hiçbir değeri ile uyuşmuyor. Yetkililerin söz konusu yasayı değiştirme konusunda duyarlı olmaya davet ediyorum.

6284 sayılı kanunun aile kurumunu korumuyor tam aksineyıkıyor, Eğer aile kurumu parçalanırsa o toplumun geleceği parçalanmış demektir. Sözde aileyi ve kadını korumak için çıkartılan 6284 sayılı kanunun ailenin temeline konulan bir dinamit. Kanunlar mutlaka fertlerin hukukunu gözetmek için çıkartılır. Ancak bazı kanunlar ferdin hukukunu gözetmekten ziyade diğer insanların hukukunu zedeleyecek boyuta gelirse veyahut çıkarılan kanun amacının dışında işlev görürse o kanunun tekrar düzenlenmesi gerekir. 6284 sayılı kanunda bu anlamda kadının, ailenin hukukunu gözetmek için çıkartılmıştır. Ama bugün ailenin temeline adeta dinamit koyan bir yapıya ulaşmıştır. Aileyi bozan, ifsat eden ve parçalayan bir konuma gelmiştir.

YASANIN İÇERİĞİ HAKKINDA 
NELER SÖYLERSİNİZ?
 
“Çünkü kadın bu yasayla bir telefonla kocasını evden attırabiliyor. Bundan dolayı da böyle bir evin reisi kadının bu beyanından dolayı evden atılma gibi bir pozisyonla karşılaşırsa bu durum erkeğe çok ağır geliyor. Çocuklarının önünde, mahallenin gözü önünde eline kelepçe vurulup götürülmesi ve onun topluma kendini izah etmekten bile utanması çok yanlıştır. Bunun kesinlikle düzeltilmesi lazım. 6284 sayılı aileyi koruma kanununun tekrar mutlaka gözden geçirilmesi gerekiyor. 6284 sayılı kanun kadını, aileyi koruma adına çıkartılmıştır ama bu kanun aileyi dağıtıyor, aileyi perişan ediyor. Bundan dolayı bu şekilde ayrılan ailelerde birçok erkek şiddete başvuruyor. Boşanmalar, cinayetler daha çok artıyor. Sonuç itibariyle de aileyi koruma kanunu, aileyi bozan bir kanuna dönüyor. Bundan dolayı bu kanunun en kısa zamanda düzeltilmesi gerekiyor.

EVLİLİKLERİMİZ NASIL? 
BU KONUDA İSLAMIN BAKIŞI NE?

“Evlenirken İslam'a göre evlenmiyoruz, toplum kültürüne göre evleniyoruz” diyen Cevahir, şunları dile getirdi: “Bizler evlenirken Kur’an ve sünnetin esasları üzerine evlenmiyoruz. Toplumun bize dayattığı kültürle evleniyoruz. Boşanırken Kur’an ve sünnetin istemi boşanma sebeplerine riayet etmiyoruz. Toplumun boşanma sebeplerinden dolayı boşanabiliyoruz. Bundan dolayı bugün evlilikler azalmıştır. Boşanmalar ise daha fazla artmaktadır. Çünkü biz evlenirken ve boşanırken Allah ve Resulü’nün kurallarına riayet etmiyoruz. Kur’an ve sünnetin esaslarına uymuyoruz. Bundan dolayı toplum sosyal medya, internet, televizyondaki diziler ve filmler bize hangi şartlarda evlenilir ve hangi şartlarda boşanılır bunu zaten bize enjekte ediyor. 
Buda İslami olmadığı için içerisinde İslami figürler taşımadığı için kısa zamanda boşanmalar, ailelerin dağılması söz konusu oluyor. Başta bu dizilerin en azından kendi kültürümüzü dinimizin kültürünü ve kendi medeniyetimizi yansıtabilecek şekilde düzenlenmesi gerekir ki; çünkü toplumdaki insan evlenirken bir alimden veyahut dininden referans alarak evlenmiyor. Dizilerden ve medyadan referans alıyor. Sosyal medyadan referans alıyor. Bundan dolayı da evliliklerde mutlaka dinimizden referans alarak yola çıkılması lazım.”

GENÇLERİMİZ ÇOK ZOR KOŞULLARDA EVLENMEK ZORUNDA BIRAKILIYOR 
SİZ NELER SÖYLERSİNİZ?
“Peygamber Efendimiz ‘Nikahın en efdal olanı, en masrafsız olanıdır’ diyor. Ama bugün bakıyoruz ki bir gencin evlenebilmesi için 30-40 bin lira parası olması lazım. O gencin asgari ücretle çalıştığını düşünün ve bu genç 50-60 yaşında ancak evlenebilir. Başta evlilikleri zorlaştırıyoruz. Eşya olarak evlilikler zorlaştırılınca sonuç itibariyle evlenen kişi borç ödemeyle uğraşıyor. Ayrıca boşanırken de dinimizin boşanma sebeplerini dikkate almıyoruz. 

İslam kadına şiddete, şiddetle karşıdır. Bunda hiçbirimizin şüphesi yoktur. Ama İslam’ın şiddet saymadığı özellikle kocası tarafından bazen bir kötü söz bile ‘kadına şiddet’ sayılıyor, bu doğru değildir. Evet, İslam'da da bunlar vardır, boşanma sebepleridir. Ama bunların şartları ve alanlarının iyi belirlenmesi gerekiyor. Aksi takdirde biz boşanmalarda yine İslam'ın kurallarına riayet edilmediği için ailelerimiz çok çabuk dağılabiliyor.
AİLE DENİNCE AKLIMIZA NE GELMELİ?

Eğer aile temeli bozulursa zaten o toplumun geleceği karanlıktır, helaktir. Onun için de bu anlamda ailelerin mutlaka korunması lazım. Evliliklerin teşvik edilmesi, hem masrafının azaltılması boşanma sebeplerinin ise bir kurala bağlanması gerekiyor. 

Bunun içinde dinimizin evlilikte ve eş seçerken bile belirlediği kurallar vardır ve bu kurallara riayet etmiyoruz. Boşanırken de dinimizin kurallarına göre hareket etmiyoruz. 
Bundan dolayı da eşler dünyevi menfaatler için birbirlerinden boşanabiliyorlar ve dünyevi menfaatler çerçevesinde maalesef aileler yıkılıyor. Bu da çok yanlıştır. 
Eğer aile kurumu yıkılırsa ve parçalanırsa o toplumun geleceği de parçalanmış demektir. Ondan sonra istediğimiz kadar kanunu çıkartsak da işe yaramayacaktır. Onun için bir an önce 6284 sayılı kanunun düzenlenmesi gerekiyor.
İnsan sorumluluğunun dayandığı ilkeleri temel alan, şahsi iradesiyle iyi kötü ayrımını yapabilen herkes tarafından uyulabilecek “değer” olarak görülen ahlak; aileyi kurarken, ilişkileri devam ettirirken, problemleri çözerken referans noktası kabul edilebilir. Eskilerin “ameli hikmet” dedikleri kişinin fiil, davranış ve hareket gibi kendi istek ve iradesiyle yaptığı şeylerin tamamı ahlakın çatısını oluşturur. Bu çatı iş ve sosyal hayatta olduğu gibi ailenin korunması için de son derece önemlidir.

Biz burada “ahlak” kelimesini bilimsel alanda daha yaygın kullanılan “etik” kavramı anlamında kullanacağız. Sebebi ise “etik” kelimesi kullanılarak problemli alanlarda “etik komisyonların” kurulmasıdır. Bu noktada gücünü maddi müeyyidelerden değil de daha çok manevi cihet olan vicdandan alan ahlak (etik) , yazılsa belki kurallar yığını haline gelecek olan aile hayatına referans noktası olabilir.

Ailede ahlakın ön plana çıkmasında iki husus vardır; Birincisi yazılı kuralların müeyyidelerinden en hafifinin bile elle tutulur bir cezası olmasıdır. Ailenin püf noktasının karşılıklı “hoşgörü” olduğunu düşündüğümüzde bu durum istenilen neticeyi vermez. Kaldı ki aile içerisinde her hatanın kural koyucu tarafından dışarıdan cezalandırılması da evlilik mantığına aykırıdır.

İkinci husus ise, problemlerin çözümünde “yazılı kurallar”ın evliliği geri dönüşü olmayan yollara götürerek boşanmayı hızlandırmasıdır. Ahlak ise böyle değildir. Ahlakta aile kurallarına uymayan kişi, vicdanın veya toplumun müeyyideleriyle karşı karşıya kalır. Vicdan azabı hissetmek, kınanmak, sosyal dışlamaya uğramak gibi müeyyideleri hatırlar. Bu durumdaki kişi altı ay evden uzaklaştırma alan birine göre evliliğini daha rahat devam ettirebilir. Kısacası bir problem olduğunda yazılı kurallardan yardım isteyen bir aile, ahlaki değerlere yönelen aileye göre boşanmaya daha yakın olan taraftır.

Kamu gücünü arkasına alan yazılı hukukun öncelikli vazifesi, yanlışı bulup sahibini cezalandırmaktır. Aile ise toleransın, karşılıksız vermenin, affetmenin ve iyi ve kötü günde, zor anda paylaşabilmenin merkezidir. Bu yüzden bir problem olduğunda onları itidale davet eden, affetmenin erdemini öğreten ve gerekiyorsa bu hususlarda eğitim verebilecek olan “Aile Etik Kurulu”na ihtiyaç vardır.

Kendisine yapılan taarruzlara cevap vermekte zorlanan “Aile, bugün geçmişte eşine az rastlanır risklerle karşı karşıyadır. Boşanmaların, tek ebeveynli ailelerin, nikâhsız birlikteliklerin, eşcinsel evliliklerin, evlilik dışı doğan çocukların sayısının artması; evlilik ve çocuk sahibi olmanın reddedilmesi veya mümkün olduğu kadar geciktirilmesi, sosyal sistemin önemli bir öğesi olan aileyi fonksiyonlarını yerine getirme noktasında sıkıntıya sokmaktadır.” Bu sıkıntı içerisinde ailenin ahlak çatısı yeniden şekillendirilmeden çözüm mümkün değildir.
Ahlak, geniş manada “toplum ahlakı” kavramı ile tanımlanır. “Toplum ahlakı” ahlakın çatısını oluşturur. Dar manada ise ahlak, bir şahsın kendisine ait fiillerinden ve amellerinden mesul olmasıdır. Bu manadaki ahlaka “ahlak-ı ilmi.” denir. Bizim ilgilendiğimiz “aile ahlakı” ise bu toplum ahlakı ile kişi ahlakı arasındadır. Çünkü bir taraftan toplumun kopyası olan aile, içinde yaşadığı toplumun ahlakını gözetmek zorundayken, diğer taraftan da aileyi oluşturan fertler birbirlerine karşı şahsi ahlaklarını korumak zorundadır.

Eşler ve çocuklardan meydana gelen aile için fiiller ve amellerden bahseden ilme “ilm’ü detbîri’l-menzi” denir. Geleneksel ahlak kitaplarındaki aile ahlakı bölümüne bakıldığında, aile fertlerinin ahrette Allah’ın huzurunda yükselmeleriyle, dünyada düzenli yaşamaya sebep olacak davranışlar yapabilmeleri bir arada incelenir. Burada “mutlak iyiyi” hedefleyen dini kurallar, “içtimai fayda” ilkesiyle Allah’ın huzurunda yapılan iyi-kötü fiillere cevap vermeye bağlanmıştır. Buna göre aile ahlakının tarifi şu şekilde yapılmaktadır; “Aileyi oluşturan fertlerin birbiriyle ve toplumun geneliyle, menfaatli bir bütünlük oluşturmak maksadıyla konulan ve Hazreti Allah tarafından güvence altına alınan değerlerin tamamı.”dır. Haber: Aslıhan BEDEL - Fatma ÇAN


Bu haber kez okundu.

HAVA DURUMU

SON YORUMLAR

Metropol Gazetesi

Tasarım & Kodlama: