İstanbul; bilindiği gibi dünyanın en güzel ve en önemli şehirlerinden birisidir. İstanbul Boğazının her iki yakasına yayılmış, olağanüstü güzellikteki tepeler, şehirde yaşayanları ve ziyaretçilerini büyülemektedir. İstanbul; Asya ile Avrupa kıtalarını, doğu ile batıyı birbirine bağlayan en önemli stratejik bir kavşak noktasıdır. İstanbul; stratejik konumu, eşsiz güzelliği, ve dini kimliği ile şairlerin şiirine, seyyahların özlemine, dindarların duasına düçar olmuştur. Bu münasebetle İstanbul’u fethetmek; milletlerin hayali, imparatorların, kralların, hakanların ve sultanların sürekli rüyası olmuştur.

Hiçbir şehir İstanbul kadar övgüye ve ona duyulan özleme mazhar olmamıştır. Hiçbir şehir olağanüstü tasvirlere, efsanelere, hikayelere, şiirlere, şarkılara konu olmamıştır. İstanbul her zaman cazibesini sürdürmüş, insanlar var oldukça iştiyakla arzulanan bir şehir olarak anılmıştır. İstanbul Roma İmparatorluğu’nun başkentidir ve bu kimlikle bilinmektedir. Aynı zamanda Hristiyanlığın en büyük iki mezhebinden birisi olan Ortodoksluğun merkezi ve kutsal şehridir.

İstanbul’un fethedilmesi, Osmanlı Devletinin geleceği açısından oldukça önemliydi. Stratejik, güvenlik ve iktisadi şartlar İstanbul’un fethini zaruri hale getiriyordu. Çünkü İstanbul, Rumeli ve Anadolu’daki Osmanlı topraklarının ortasındaydı. İstanbul’un iki yakasındaki Osmanlı güçlerinin irtibatını sürekli engel oluyordu. Fetihle Anadolu ve Rumeli birleşecek, Balkanlar’daki Osmanlı hakimiyeti kuvvetlenecekti. Genç padişah Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul Boğazına hakim olmadıkça kendi devletinin hiçbir zaman emniyet altında olamayacağını biliyordu. 

Tarih boyunca İstanbul çok sayıda kuşatmaya, savaşa maruz kalmış, ancak hiç birisi başarı ile sonuçlanmamıştı. İstanbul’un önemine binaen 21 yaşındaki genç padişah Fatih Sultan Mehmed Han savaş hazırlıklarına başlamıştı. İnşa ettirdiği gemileri karadan yürütüp denize indirmiş, İstanbul’un surlarını toplarla döverek, Bizans İmparatorluğu’nu dize getirmiş, İstanbul’u fethetmişti. Peygamber Efendimiz’in “Konstantiniyye mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel komutan; o ordu ne güzel ordudur” hadisi şerifine, övgüsüne mazhar olmuştu.  Cihan Fatih’i İstanbul’u fethettikten sonra, “Biz toprakları değil, gönülleri fethetmeye geliyoruz” diyerek zulmü değil, adaleti hakim kılmıştır. Fatih Sultan Mehmed Han bu fetih ile;

  • • Bir çağı kapatmış, yeni bir çağı açmıştır,
  • • Yenilmez denilen bir imparatorluğu yerle bir etmiştir,
  • • İstanbul’u Osmanlı İmparatorluğu’nun başkent yapmıştır,
  • • Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme devrini başlatmıştır,
  • • Osmanlı’nın gücünü tüm dünyaya göstermiştir.

Sonuç olarak, İstanbul’un fethi bizler için çok şey ifade etmektedir. 

29 Mayıs 1453; bize Efendimizi, Fatih Sultan Mehmed Han’ı, İstanbul’u ve Bizans’ı hatırlatıyor. 

29 Mayıs 1453; 21 yaşındaki bir gencin neler yapabileceğini ve başarabileceğini ifade ediyor.

29 Mayıs 1453; bize ve gelecek neslimize çok çalışmayı hedef gösteriyor. 

29 Mayıs 1453; bir ve beraber olduğumuz sürece hiç bir gücün bizi alt edemeyeceğini, bilakis yedi düvelle baş edeceğimizi söylüyor.

29 Mayıs 1453; hakkın ve haklının karşısında küfrün ve küffarın yerle bir olacağı mesajını veriyor.

29 Mayıs 1453; yıkmayı değil inşa etmeyi, imhayı değil ihyayı, zulmü değil adaleti, nefreti değil sevgiyi, kısacası her anlamda sözün bittiği yeri ifade ediyor.

Bu münasebetle İstanbul’un fethinin 568. yıldönümünü kutluyor, başta Fatih Sultan Mehmed Han olmak üzere, bu toprakları bize vatan yapan tüm kahramanlarımızı, gazilerimizi ve şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Mekanları Cennet, makamları âlî olsun.